Güncel Yazılar

Köy Enstitülerinin Gölgesinde Kalmış Bir Cumhuriyet Işığı: Köy Muallim Mektepleri ve Gezici Başöğretmenler

17-19 Temmuz 1939 tarihleri arasında, Milli Eğitim Bakanı (Maarif Vekili) Hasan Ali Yücel başkanlığında toplanan 1.  Milli Eğitim (Maarif)  Şurasında alınan karar doğrultusunda 17 Nisan 1940 ‘da kurulan Köy Enstitüleri,  kapatıldıkları 1954 yılına kadar geçen 14 yıl içinde (daha 1946’dan başlayarak ardı ardına çıkarılan kanun ve genelgelerle yıkıma doğru giden bir sürecin içine sokulmuş olmalarına  rağmen) Türk eğitim tarihinde “mucize” sayılacak izler bırakmıştır.  Kapatılmalarının üzerinden 62 yıl geçmiş olmasına rağmen ülkesini ve milletini seven herkesin gönlünde buruk bir özlemle yaşayan Köy Enstitüleri için çok şey söylenip yazıldı ve daha çok şey yazılacaktır.   Devamını Oku

 

 


 

İHLAL, İNTİHAL VE 

YANLIŞLARLA  DOLU BİR “DOKTORA  TEZİ”

Bu da “Ben yönettiğim teze laf söyletmem” diyen Yrd. Doç. Dr. Sermin BİLEN’in “Doktora Tezi”

Çok sayıda bilimsel yanlış, sayfalarca dolusu terminolojik hata, hipotezi doğrulayacak yolda manipüle edilmiş gözlem notları, uluslararası nota yazım disipliniyle bağdaşmayan hatalı bir nota yazısı, alfabetik soyadı sırasını bile tutturamamış eksik ve yanlışlarla dolu bir kaynakça,   ilk 50 sayfada  81 intihal… ve 193 sayfalık tezde 184 yazım hatası…

Ve… aynı anabilim dalında hazırlanıp onaylanmış 3 adet yüksek lisans tezinin  durumu..

Bilimsel etik ihlallerinin ulaştığı  boyutlar ve belgeleri…

Sermin Bilen Doktora Tezi Eleştirisi için TIKLAYINIZ

 


 

 

ATATÜRK TBMM’nin 1 Kasım 1934, IV.  Dönem 4.Toplanma Yılını Açış Konuşmasında “Bugün acuna dinletmeye yeltenilen musiki bizim değildir” demiş midir? 

Son günlerde (yaptığım bir başka araştırmayla ilgili olarak) Prof. Dr. Ali UÇAN’ın 1994 yılında yayınlanmış olan “İnsan ve Müzik İnsan ve Sanat Eğitimi” başlıklı kitabını okuyorum. Önsözünde, Sayın UÇAN’ın “1983-1993 yılları içinde birbirinden az-çok bağımsız olarak yapılıp yayınlanmış ya da yayınlanmak üzere hazırlanıp ilgili kuruma teslim edilmiş çalışmalarının …

Yazıyı okumak için TIKLAYINIZ

 


 

MÜZİK EĞİTİMİ VEREN YÜKSEK OKULLARIN
ÖZEL YETENEK SINAVLARINA BAŞVURACAK ÖĞRENCİLER İÇİN ÖNERİLER

Doç. Cenap Can ELBİ ve Yar.Doç.Dr. İlhan ERSOY’la birlikte “Sanat Danışmanı” olarak görev yaptığımız Ümran Baradan Güzel Sanatlar ve Spor Lisesinde 15 Şubat 2012 Çarşamba günü yaptığımız toplantının öğleden sonraki bölümünde, Müzik Bölümündeki öğrencilerimizin de katılımıyla müzik eğitiminin çeşitli alanlarına ilişkin konuları ele alıp görüştük. Yapılan görüşmeler sırasında  öğrencilerimizin sıklıkla dile getirdiği konulardan biri de  “Müzik eğitimi veren yüksek okulların özel yetenek sınavlarına başvuracak öğrencilere ne gibi önerilerde bulunabileceğimiz” sorusu oldu.  Hocalarımızın da değerli katkılarıyla ortaya çıkan  tüm  önerileri, biraz daha ayrıntılı olarak yeniden ele alıp yazılı hale getirmek, anılan sınavlara başvurmak isteyen tüm adayların yararlanabilmesi bakımından  sanırım yararlı olacaktır. Yazının tamamını okuyun

 


 

BİLİMSEL ARAŞTIRMALARDA ETİK KURAL İHLALLERİ İLE İLGİLİ  GÖRÜŞLER

“Gerçek bilim insanının popüler olma kaygısı yoktur. Tüm toplum ona karşı dahi olsa, o gerçeği yakalamışsa onu savunur.” Prof. Dr. Nezhun GÖREN

Bilimsel araştırmalarda karşılaşılan etik ihlaller ve uluslararası bilim etiği üzerine bugüne kadar çok şey söylenip yazıldı. Üniversitede “profesörlük” düzeyine ulaşmış birbirinden değerli bilim adamları, ardı ardına sundukları  bildiri ve makalelerle kamuoyunu ve ilgili makamları etik kurallar konusunda uyarıp, kural ihlallerinin neler olduğunu, nelerden kaynaklandığını ve nasıl önlenebileceğini irdeleyip açıkladılar. Ancak toplumsal hafızamızın zayıflığı, güncel olayların etkisiyle sürekli değişen  gündem ve ne yazık ki kamuoyunun ilgisizliği yüzünden, söz konusu saptama ve açıklamalar  gerekli yankıyı uyandıramamış görünmektedir. Devamını Okuyun

 


 

YÖNETTİĞİ TEZE LAF SÖYLETMEYEN “DOKTOR” HANIMDAN 

BİR DOKTORA TEZİ DAHA !

Okumak için tıklayınız

 


 

“AKTİF” TÜRKÜ SÖZÜ YAZMA YÖNTEMLERİ

Öğrencim Siracettin SAĞLAMÇALAR’a

Sevgili Siracettin,

İşlerimin yoğunluğundan dolayı, 32 Ocak 2011 tarihli mektubuna ancak bugün cevap verebiliyorum kusura bakma. Mektubunda “…30 Eylül İlköğretim Okulu 6. sınıfta okumaya başladığını, tüm derslerinin çok iyi olduğunu, yalnız müzik dersinde biraz(!) zorlandığını, Müzik öğretmeniniz Dürdane LAFSÖYLETMEZ’in düzeyinizin çok üstünde ödevler verdiğini” yazıyor ve “ ödevlerin altından teker teker kalkamadığınız için üçer kişilik kümelere ayrıldığınızı, sınıf arkadaşlarınızdan İsfendiyar TAMAKTİF ve Hasibe KENDİNBİLMEZ’ le aynı küme içinde yer aldığınızı, son ödevinizin de «bir türkü sözü yazma» olduğunu” belirtip, “türkülere söz yazmanın ne demek olduğunu ve nasıl yapılabileceğini” soruyorsun.  Devamını okuyun

 


 

Hocam Fuat NİKSARLI’ya

Sevgili Hocam,

Saatlerdir bir oyana bir buyana dönüp durdum. Aklımda hep siz, yoluma tuttuğunuz ışık, en çaresiz, en kimsesiz günlerimde, üzerime güneş ışığı misali düşen aydınlığınız, emekleriniz… Bir türlü uyku tutmadı. Yataktan kalktım ve (eşimi uyandırmamak için) bilgisayarın ekran ışığında yazıyorum.

Size en son mektubu, Müzik Seminerine girdiğim 1967 yılında yazmıştım. O tarihte henüz 14 yaşımdaydım. Şimdi ikinci mektubu yazıyorum ve yaşım 58… Okullar bitti, öğretmenlik bitti, geleceğe dair  hayaller, ümitler, beklentiler bitti ve hatta adına “ömür” denen yolun büyük kısmı bitti, ama Size duyduğum minnet, Size duyduğum sevgi hiç bitmedi, hiç azalmadı. Devamını okuyun

 


 

ÜZERİNE LAF SÖYLETİLMEYEN DOKTORA TEZİ

Yrd.Doç.Dr.Sermin Bilen’e

TEZLER DE ELEŞTİRİLİR “DOKTOR” HANIM !

Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi GSEB Müzik Eğitimi Anabilim Dalı Kurulunun 29/12/2010 tarihli toplantısında sarf ettiğiniz sözleri  düşünüp, telaş ve öfkenizin nedenini anlamaya çalışıyorum, ama itiraf etmeliyim ki, aradan geçen bunca zamana rağmen anlayabilmiş  değilim. Yönettiğiniz tezlerden birinin, “armoni ile ilgili olmadığı, bu nedenle de söz konusu tez gerekçe gösterilerek armoni alanında yeterlilik iddiasında bulunulamayacağı” yolunda görüş belirtmemiz üzerine   “ O tezi ben yönettim.  Ben yönettiğim teze laf söyletmem! Siz kim oluyorsunuz da benim yönettiğim tezi eleştiriyorsunuz? Sizin doktoranız var mı? Siz hayatınızda hiç tez yazdınız mı? Aklınızı başınıza toplayıp, haddinizi bilin!” diye bağırarak toplantıyı terk ettiniz… Bunca sözü sarf ettikten sonra, hiç değilse toplantıyı terk etmeyip cevabını dinleme nezaketi gösterseydiniz, kim olduğumuzu, tarafınızdan yönetilmiş bir teze ne cür’etle dil uzatabildiğimizi, doktoramızın olup olmadığını, orada hangi sıfatla konuştuğumuzu, hayatımızda hiç tez yazıp yazmadığımızı arz edebilme olanağı bulurduk. Ama bizleri bu olanaktan bile mahrum bırakıp, söyleyeceğinizi söyledikten sonra, hiç kimseyi dinlemeden  çıkıp gitmeyi tercih ettiniz… Bu nedenle cevabımı ve sorularımı yazılı olarak vermek zorunda kalıyorum, kusura bakmayın. Devamını okuyun