ADNAN ATALAY

Anasayfa       Biyografi      Bilimsel çalışmaları      Beste çalışmaları      EGAİ     Müzik Yazıları      İletişim


Müzik Ansiklopedisi Cilt III - Adnan ATALAY'ın hazırladığı "Müzik Yazıları" maddesi -1985

 

2 - Kantemiroğlu yazısı:

 

Prens Di-mitri Kantemir (1673-1727) tarafından geliştirilmiş olup, perdeleri ve süreleri gösteriş biçimi açısından ebced yazılarını andıran (bu nedenle de çok kez "ebced yazısı" olarak nitelenen) bu harf yazısının ebced yazılarından farkı, perde imi olarak kullanılan harflerin seçimiyle ilgilidir:

Ebced yazılarında Arap harflerinin (ebced dizgesindeki) sayısal değerlerinden yararlanılarak gösterilen perdeler, bu yazıda perde adlarından alınmış harf ya da   hecelerle   gösterilir.  (Dolayısıyla perde imlerinin seçiminde ebced dizgesi gözetmeyen bu yazının "ebced yazısı" olarak nitelenmesi doğru değildir.)

 

Ülkemizde "Kantemiroğlu" olarak anılan Dimitri Kantemir (Dimitrie Cantemir), bugünkü Romanya'nın Eflak ve Boğdan adlarıyla iki prenslik halinde Osmanlı İmparatorluğuna bağlı bulunduğu yıllarda Boğdan Voyvodalığına atanmış olan Cons-tantin Kantemir'in küçük oğludur.

Dimitri doğduğunda henüz Boğdan Voyvodalığına atanmamış olup Boğdan'daki üç sancağa "sedar'lık etmekte  olan Constantin Kantemir, 1685 yılında IV. Mehmet tarafından Boğdan   Voyvodalığına  atanınca   (o zamanki geleneğe göre)  büyük oğlu Antioch'la birlikte 6 soylu genci -rehin olarak-   İstanbul'a göndermiş, daha sonra da büyük oğlu Antioch'u geri alıp yerine küçük oğlu Dimitri'yi yollamıştır (1687). Böylece daha 14 yaşındayken İstanbul'a gelen Dimitri Kantemir 1691 yılında ağabeyi Antioch'la yer değiştirip yeniden babasının   yanına   dönmüş ve babasının ölümünden sonra (1693) III. Ahmet tarafından Boğdan Voyvodalığına getirilmişse de, yaşı küçük olduğu için birkaç ay sonra bu görevden alınıp yeniden İstanbul'a gelmiş ve Boğdan Voyvodalığı'na   ikinci   kez   atandığı 1710 yılına kadar burada kalmıştır. Böylece ilk kezinde 4, ikincisinde ise 17 yıl olmak üzere toplam 21 yılını İstanbul'da geçirmiştir.

İstanbul'a gelmeden önce babasının sarayında da iyi bir öğrenim görmüş olan Kantemiroğlu, çocuk yaştayken geldiği İstanbul'da "Enderun"a alınmış ve burada çok iyi bir öğrenim görmüştür.Konuya müzik açısından baktığımız için yalnızca müzikle ilgili çalışmalarından bahsetmekle yetineceğimiz Kantemiroğlu -aslında ünlü bir tarihçi olması gibi çok başka nitelikleri de vardır- Türk müziğiyle ilgili olarak Enderun'da kazandığı bilgileri daha sonra Kemanı Ahmet Çe-lebi'den yararlanarak daha da geliştirmiş ve Tanburı Anjeliki'den de tan-bur çalmayı öğrenip İstanbul'un önemli müzisyenlerinden biri haline gelmiştir.

 

Kantemiroğlu, asıl konumuz olan ve bugün kendi adıyla anılan harf yazısını (Kısaltışı: K. yazısı) işte bu sıralarda zamanın Hazine-i Hümayun Müdürü ismail Efendi ve Saray Hazinedarı Latif Çelebinin istekleri üzerine yazdığı "Kitâb-ı Ilmi'l Musiki ala Vechi'l Hurufat"ya da "İşâret-i Perdehây-ı Musiki" (Harfler Üzerine Müzik Bilimi Kitabı ya da Müziksel Perde imleri) başlıklı el yazması kitabında kullanmıştır. Bugün kısaca "Kantemiroğlu Edvarı" olarak anılan bu ünlü yazmanın ilk bölümü, Türk müziğinin makam, perde ve usul dizgesine ilişkin kuramsal bilgileri, ikinci bölümü ise geliştirdiği harf yazısıyla saptanmış peşrevler, saz semaileri ve bir de besteden oluşan 300'den fazla eseri içermektedir.

(Daha sonra çeşitli kopyaları yapılan bu eserin Kantemiroğlu'nun kendisi tarafından yazılan orijinali H.S. Arel'in İÜ Türkiyat Enstitüsüne bağışladığı kitapları arasında bulunmaktadır. Nu: 2763) (Şekil 54).


  Şekil 54


 

 

 

Kantemiroğlu, bu eserde kullandığı harf yazısının yaygınlaşabilmesi için çaba göstermişse de, yazıya dayalı müzik geleneğinden çok belleğe ve doğaçlamaya dayalı müzik yazımına gösterdikleri ilgisizlikten dolayı dilediği sonuca ulaşamamıştır. Geliştirdiği harf yazısını kendisinden sonra kullanan tek kişi 18. yüzyıl ortalarında Kevsen Dede (Nâyı Ali Mustafa Kevseri Efendi) olmuştur: Yazdığı -bugün "Kevseri Mecmuası" olarak anılan- el yazması kitapta Kantemir edvarındaki peşrev ve saz semailerini aynen kopya ettikten sonra bunlara aynı yazıyla (İsmail Baha Sürelsan'ın verdiği bilgiye göre) 162 eser daha ilave etmiş ve böylece Kantemiroğlu yazısıyla saptanmış eserlerin sayısı 500'ü geçmiştir. (Yakın tarihlere kadar Rauf Yekta'nın özel kitaplığında bulunan Kevseri Mecmuası, İ.B. Sürelsan'ın "Dimitrie Cantemir" başlıklı kitaba yazdığı "Kantemiroğlu ve Türk Musikisi" bölümündeki ifadesinden anlaşıldığına göre şimdi Sürelsan'ın özel kitaplığında bulunmaktadır; Dimitrie Cantemir, Unesco Türkiye Milli Komisyonu , Ankara 1975 s. 79).

 

Kantemiroğlu yazısıyla ilgili ilk araştırma ve açıklamalar H. S. Arel, R. Yekta ve Dr. S. Ezgi tarafından yapılmıştır. Arel, Kantemiroğlu edvarının bir bölümünü Şehbâl'in 66. sayısından başlayarak her sayının 7. (bazılarının da 6. ve 7.) sayfasında bir dizi halinde yayınlamış, K. yazısından örneklerin ve çevriyazılarının da yer aldığı bu yazı dizisinde K. yazısı ilk kez olarak matbaa harfleriyle basılmıştır. Kevseri Dede mecmuasındaki K. yazısıyla ilgili ilk örnekler de yine Şehbâl'in 11. ve 12. sayılarında yayınlanmıştır. (11. sayıdaki yazı R. Yekta' ya, 12. sayıdaki yazı ise "Bedı Mensı" takma adını kullanan S. Arel' e aittir.)

 

Osmanlıca (arapça) yazım geleneğine bağlı olarak (aynen ebced yazılarında olduğu gibi) sağdan sola doğru yazılan K. yazısında, Kaba Çargâh' tan (Do5) Tiz Hüseyni'ye (Mİ7) kadar olan 34 perde, ilgili perdelerin adlarındaki harf ya da hecelerden oluşturulmuş 34 imle gösterilir. Kullanılan 34 perde imi ve bu imlerin gösterdiği perdeler şöyledir: (Şekil 55).


Şekil 55


 

 

K. yazısında kullanılan perde imleri (çizelgede de açıkça görüldüğü gibi) perde adlarındaki harf ya da hecelerden   oluşturulmuştur.Örneğin (çizelgedeki sırasayılarıyla verecek olursak) Çargâh (13) perdesi için "ÇA" hecesi, Segah (11) perdesi için "S" harfi... ya da Uzzal (15) perdesi için (adının son harfi olan) "L" harfi im olarak kullanılmıştır. Bu özellik, imlerle perdeler arasındaki çağrışımı güçlendirmesi bakımından önemlidir.

 

Irak (5), Zengule (8), Nihavend (10), Uzzal (15), Neva (16), Sünbüle (26), Tiz Uzzal (31) ve Tiz Neva (32) perdeleri dışındaki perdeler, adlarının ilk harfleri ya da ilk heceleriyle, anılan bu 8 perde ise adlarının sonunda veya ortasında bulunan harf ya da hecelerle başlayan perdelere ilişkin imlerin birbirine karıştırılmasını önlemek amacıyla başvurulmuş olan bu yöntem, hepsi de perde adlarından alınmış olan 34 imin, birbirine karıştırılmayacak derecede ayrılmasını sağlamış olmakla birlikte bazı perde imleri arasında yine de benzerlikler vardır, örneğin: Kaba Çargah (1), Çargâh (13), Tiz Çargâh (29), (Hüseyni) Aşiran (3), Acemaşiran (4), Acem (20), Segah (11), Tiz Segah (27), Buselik (12), Tiz Buselik (28) ve Uzzal (15), Tiz Uzzal (31) perdelerinin imleri birbirine benzemektedir. Ancak dikkat edilecek olursa, daha çok birbirinin oktavı olan perdelerin imleri arasında görülen bu benzerlikler, üst oktavdaki perdeleri gösteren imlerin sonuna eklenmiş bir (He) harfiyle giderilmiş ve imlerin karıştırılması önlenmiştir. H.S. Arel'in deyimiyle "... Ekseriya perdenin tizleri pestlerinden nihayetlerine ilave olunan bir ile ayrılmışdır. " (Şehbal, S. 67, s. 377; H.S. Arel "Kantemiroğlu'nun İki Asırlık Nota Mecmuası" başlıklı bu makalesinde "Bedi Mensi" takma adını kullanmıştır.)

 

Ayrıca Rehavi (6), Rast (7) ve Segah (11), Tiz Segah (27) perdelerinin imleri aynı harflerden oluşmaktadır. Fakat biri "nesih" öbürü ise "rık'a" stiline göre yazılmış bu imler (aslında aynı harf olmalarına rağmen) ayrı yazı stillerinde yazılmış olmalarından dolayı kolayca ayrılabilmektedir.

 

K. yazısında süreler, perde imlerinin altına yazılan arap rakamlarıyla belirtilir. Kullanılan başlıca rakamlar şunlardır: (Şekil 56).


Şekil 56


 

 

Kökenleri aynı olduğu için, bugün kullanmakta  olduğumuz   rakamlara çok benzeyen bu dört rakamın süre gösterme biçimi oransaldır. Yani, 1 rakamı birim süreyi, 2 rakamı birim sürenin iki katını, 3 rakamı 3 katını, 4 rakamı 4 katını gösterir, örneğin aşağıdaki parçada (K. yazısının sağdan sola doğru yazılıp okunduğunu unutmayınız !) Irak perdesini gösteren imin altına 2, Rast perdesini gösteren imin altına ise 1 yazılmıştır. 1 rakamıyla gösterilen süreyi (yani Rast perdesinin süresini) birini kabul edecek olursak: Irak perdesinin süresi Rastın 2 katı, Birinci Dügâh perdesi Rastın 4 katı, İkinci Dügâh perdesi Rastın 3 katı, Neva-Çargâh ve Çargâh-Segah perdelerinin süreleri ise - ikişer ikişer yazılmış oldukları ve altlarında da yalnızca 1 rakamı bulunduğuna göre-herbiri Rast'ın yarısı kadar olacak demektir. (Şekil 57).


Şekil 57


 

 

 

Ses sürelerini, perde imlerinin altına yazılan rakamlarla gösteren bu yazıda, birim sürenin (yani 1 rakamıyla gösterilen sürenin ne olacağı ise eserin usulü ve K. yazısında kullanılmış olan hız buyurguları dikkate alınarak saptanır. Kantemiroğlu, bu yazıyla saptadığı eserlerin baş taraflarına,

o eserlerin makam ve usullerinin adlarından başka, hangi hızla seslendirileceklerini bildiren hız buyurguları da yazmıştır. K. yazısında kullanılan 3 hız buyurgusu ve bunların sözlük anlamlan şöyledir:

 

Vezn-i kebîr: (= vezn-i sakil, sa-kıylü'l evvel) Ağır akışlı usûller (≈Andante)

 

Vezn-i sagir: (= vezn-u's sugr, bahr-i hafif-i evvel, sakıylü's sanı) Orta hızdaki usuller (≈Moderato).

 

Vezn-i asar-us-sagîr: (= vezn-u's-sugr-u's-sugr, bahr-i hafıf-i sani) Yürük akışlı usuller ( Allegro).

 

Verilmiş olan hız buyurgusu ve usulün gerekleri de düşünülerek saptanacak birim süreye göre, K. yazısında kullanılan rakamların süresel değerleri şu oranlar içinde çevriyazılabilir: (Şekil 58).


Şekil 58


 

Ardışık iki perde imi altındaki tek rakamın "o rakamla ifade edilen sürenin her iki perdeye eşit olarak paylaştırılacağını gösterdiği" daha önce H. S. Arel ve Dr. S. Ezgi gibi araştırmacılar tarafından da açıklanmıştı (Arel: Şehbal S. 67, s. 377); Ezgi: Nazari ve Ameli Türk Musikisi V, s. 526), ancak bu konuda yapılmış açıklamaların en ayrıntılısı olan İ. B. Sürelsan'ın açıklamasına göre (Dimitrie Cantemir, s. 85-87) paylaştırmanın oranı tek rakam üstündeki imlerin sayısına ve rakamın konumuna göre (1. imin altında, 2 imin altında... ya da her ikisinin arasına gelecek biçimde yazılmış olması gibi) değişmektedir. Buna göre (birim süreyi "dörtlük" kabul ederek örnekleyecek olursak):

Ardışık iki perde imi altına yazılmış tek rakamın olası konumları ve gösterdiği süresel oranlar: (Şekil 59)


Şekil 59


 

 

 

Ardışık üç perde imi altındaki t rakamın olası konumları ve gösterdiği süresel oranlar: (Şekil 60).


Şekil 60


 

 

Ardışık dört perde imi altındaki tek rakamın olası konumu ve gösterdiği süresel oran: (Yalnızca bir konumu vardır; birinci imin altına yazılı (Şekil 61).


Şekil 61


 

 

(K. yazılarıyla, bunların uluslararası nota yazısına çevriyazıları karşılaştırılırken, yazım yönlerinin birbiri­nin tersi olduğu unutulmamalıdır. Yukarıdaki örneklerde bu durum oklarla gösterilmiştir).

Birim sürenin iki, üç ya da dört perdeye paylaştırılmasıyla ilgili örnekler, Kantemiroğlu'nun Nihavend Peşrevi'nden alınan aşağıdaki kesimde açıkça görülmektedir: (Şekil 62).


  Şekil 62


 

 

Kantemiroğlu yazısıyla ilgili örnekler: (Şekil 63, 64, 65, 66).


Şekil 63



  Şekil 64






 

 

 

3-Hamparsum yazısı

Adnan Atalay, Tarihsel Müzik Notaları, Eski Notalar, Tarihsel Müzik Yazıları, Müzik notaları, Harf Notaları, Harf Yazıları, Nota Yazıları, Tabulaturlar, Ebced yazıları, Ebced Notası, Kantemiroğlu Yazısı, Kantemiroğlu notası, Hamparsum Yazısı, Ali Ufki Yazısı, Ali Ufki notası

 

Anasayfa       Biyografi      Bilimsel çalışmaları      Beste çalışmaları      EGAİ     Müzik Yazıları      İletişim