ADNAN ATALAY

Anasayfa       Güncel Yazılar     Biyografi      Bilimsel çalışmaları      Beste çalışmaları      EGAİ     Müzik Yazıları      İletişim


Müzik Ansiklopedisi Cilt III - Adnan ATALAY'ın hazırladığı "Müzik Yazıları" maddesi -1985

 

 

 

C -TABULATURLAR

 

Harf ve nota yazılarının aksine seslerin kendilerini değil, çalgı üzerinde çıkarılacaklarını gösteren "tabulaturlar"(lat. tabula, tabulatura "tabela" dan ital. intavolatura) eserlerin 'nasıl çalınacagını" gösteren "solisttik" yazı-lardı dolayısıyla bugün kullanmakta olduğumuz nota yazısının tarihsel aşamalarından biri değil, nota yazısının dışında gelişmiş (çok kez de nota yazısıyla bir arada kullanılmış) başka bir yazı türüydü.Nitekim, çalgı partilerini tabulaturlarla yazmanın yaygın bir gelenek olduğu 18. yüzyıla kadar olan dönemde, insan sesiyle söylenecek partiler nota yazısıyla yazılıyor ve böylece, aynı eserin insan sesiyle söylenecek partilerinde nota yazısı, çalgılarla çalınacak partilerinde ise tabulatur kullanılıyordu.

 

Ait olduğu çalgının türüne göre "lavta tabulaturu", "gitar tabulaturu", "org tabulaturu" gibi türlere ayrılan tabulaturların en yaygın olanları lavta tabulaturlarıydı.

 

Lavta tabulaturlannda alt alt çizilmiş (bugünkü dizek çizgilerini andıran) paralel çizgiler lavtanın tellerini, bu çizgilerin üzerine yazılmış harf ya da rakamlar çalgıcının parmak basacağı perdeleri, bu harf ya da rakamların üzerine konulmuş gözsüz nota kuyrukları ya da olağan notalar ise seslerin  süresini gösteriyordu.

 

 

Harflerin ya da rakamların altına konulmuş noktalar genellikle çalış özellikleriyle (telin alttan ya da üst­ten üstten didileceği gibi) ilgiliydi.

 

Değişik ülkelerin lavta tabulaturları -ana ilkelerde olmasa bile en azından yazım özellikleri açısından-birbirinden farklıydı ve en çok kullanılanları da italyan, İspanyol, Fransız ve Alman lavta tabulaturlarıydı. Ayrıca değişik evrelerin ve hatta değişik kişilerin lavta tabulaturları açısında da (ör: Fransa'da Gaultier'in tellerin düzenişini değiştirmesiyle ortaya çıkan eski ve yeni Fransız lavta tabulaturları ya da İspanya'da Luis Milan'ın tel çizgilerinin sırasını yazılışta tersine çevirmesiyle ortaya çıkan Milan lavta tabulaturu gibi) farklılıklar vardır.

 

İtalyan lavta tabulaturu: (Kısaltısı: İtal. L. tabulaturu) Basma kaynaklarda karşılaşılan lavta tabularının en eski tarihlisi İtal. L. tabulaturudur (1507). Bu tabulaturda teller (aşağıdaki örneklerde de görüldüğü gibi) 6 paralel çizgiyle gösterilir. Çizgilerin sırası görseldir, yani (Lavtanın çalınış sırasındaki görünüşe uygun olarak) kalın teller üstte gösterilir.

 

Tellerin adları ve düzeni şöyledir:

Contrabasso

Bordone

Tenore

Mezzana

Sottana

Canto

 

Sol3 (ya da bazen La3)

Do4 (ya da bazen Re4)

Fa4 (ya da bazen Sol4)

La4 (ya da bazen Si4)

Re5 (ya da bazen Mi5)

Sol5 (ya da bazen La5)

 

Tel çizgilerinin üzerine yazılmış olan rakamlar perdeleri gösterir: Baş-eşikten inceye doğru ilk dokuz perde 1,2,3,4,5,6,7,8,9 rakamlarıyla, 10., 11.ve 12. perdeler ise X, X, X imleriyle gösterilir. "Sıfır" rakamı açık telleri gösterir. Buna göre herhangi bir çizgi üzerine yazılmış 0 rakamı, o çizgiyle gösterilen telin açık olarak (parmak basılmaksızın) kullanılacağını, 1 rakamı 1. perdesine, 2 rakamı 2. perdesine... ya da X imi 12. perdesine parmak basılacağını bildirir. (2 raka­mının yazılışı Z harfine benzeyebilir.) (Şekil 24).


  Şekil 24


 

Seslerin süresi, perde rakamlarının üzerine konulmuş (gözsüz) nota kuyruklarıyla belirtilir. Temel süre göstergeleri ve ifade ettikleri süresel değerler şöyledir: (Şekil 25).


  Şekil 25


 

Süre göstergeleri, yatay doğrultudaki her ses için yeniden yazılır ve aynı anda çalınacak seslerin en kısa olanına göre verilir. Aynı anda çalınacak öteki seslerin süreleri partilerin ilerleyişine ve bir sonraki sesin gelişine göre kontrapuntal yorumla hesaplanır. İtal. L. tabulaturundan örnekler: (Şekil 26, 27, 28, 29, 30, 31,32).












Şekil 31



Şekil 32


 

 

NOT : İlk örneğin başındaki süslü harfinin tabulaturla doğrudan bir ilişkisi yoktur. O tarihlerde çok yaygın olan bir yazım geleneğine göre herhangi bir yazı ya da paragrafın başındaki ilk kelimenin ilk harfi, ötekilere göre çok büyük ve süslü yazılıyordu, örneğin başındaki süslü R harfi, eserin türünü belirtmek üzere tabulaturun başına yazılmış olan "Ricercare" kelimesinin  ilk  harfidir. Tabulaturların başında çok sık karşılaşılan bu gibi harflerin açkı vb. gibi bir anlamı yoktur.

 

İspanyol lavta tabulaturu: (Kısaltışı: İsp. L. Tabulaturu) öteki ülkelerin tabulaturları arasında İtal. L. ta-bulaturuna en çok benzeyeni İsp. L. tabulaturudur. İlkelerde aynı olan bu iki tabulatur arasındaki fark ayrıntılarladır:   örneğin,  süre   göstergeleri İtal. tabulaturunda yalnızca süre değiştiği zaman yazılır; aynı süredeki seslerin ikincisi, üçüncüsü ... için yeniden yazılmaz. Ayrıca İtal. L. tabulaturunda gözsüz nota kuyruklarıyla gösterilen süreler, bu tabulaturda (gözleri genellikle baklava biçiminde -mensural notasyon- yazılan) olağan notalarla gösterilir.

 

Tel çizgilerinin sıralanışı görseldir. Ancak İspanyol vihuela virtüözü Luis Milan'ın (1500?-1561?) bu sıralanışı tersine çevirmesiyle ortaya çıkan Mi-lan lavta tabulaturlarında çizgi sırası işitseldir, yani ince teller üstteki çizgilerle gösterilir ve buna göre en üstteki çizgi en ince teli gösterir.

(Bu nedenle İsp. L. tabulaturlarından çevriyazım yaparken çizgi sıralanışının görsel mi, yoksa işitsel mi olduğuna dikkat etmek gerekir.) (Şekil 33,34,35).

 


  Şekil 33



Şekil 34



Şekil 35


                                              

 

Fransız lavta tabulaturu: (Kısaltısı: Fr. L. Tabulaturu) İngilizler tarafından da kullanılmış olan Fr. L. tabulaturu, ilkelerde İta. ve İsp. L. tabulaturlarıyla aynıydı. İlk baskısı 1529'da yapılmış olan bu tabulaturu Ital. ya da İsp. L. tabulaturlarından bir bakışta ayıran özelliği, perdeleri rakamlar yerine harflerle göstermesidir. A ya da a harfi açık telleri, B (b) harfi her telin 1. perdesini, C (c) harfi 2. perdesini, D (d) üçüncü perdesini ... gösterir. Bir başka deyişle A (a) harfi açık telleri, B (b) ilgili telden çıkan sesin bir küçük ikili tizini, C (c) büyük ikili, D (d) küçük üçlü, E (e) büyük üçlü, F (f) dörtlü, G (g) artık dörtlü, H (h) beşli, İ (i) küçük altılı, K (k) büyük altılı tizini gösterir.

 

Tel çizgilerinin sıralanışı işitseldir. Ancak çizgi sayısı her zaman 6 değil, çok kez 5'tir. Çünkü özellikle ilk Fr. L. tabulaturlarında Sol3 teli için çizgi çekilmez, en alttaki çizgi Do4 telini gösterirdi. Sol3 teline ilişkin sesler (gerektiğinde) bu çizginin altına yazılırdı. 1580'li yıllarda Sol3 telini gösteren çizginin de çizilmesiyle 6 çizgili  sisteme   geçildi.  Bu  nedenle başlangıçtan 16. yüzyılın son çeyreğine kadar olan Fr. L. tabulaturlarında 5, bu tarihten 18. yüzyıla kadar olanlarda ise 6 çizgi bulunur. (Şekil 36).


Şekil 36


 

 

Süreler İtal. L. tabulaturunda olduğu gibi (gözsüz) nota kuyruklarıyla belirtilir. Süre göstergelerinin biçimleri, adları ve ifade ettikleri süresel değerler şöyledir: (Şekil 37, 38, 39,40).


Şekil 37



Şekil 38



Şekil 39




 

 

Alman lavta tabulaturu: (Kısaltışı: Alm. L. tabulaturu) Dizgesel açıdan en farklı (ve birazda karışık) olan L. tabulaturu Almanlarınkiydi. İlk baskısı 1511 yılında yapılmış olan bu tabulaturun öteki ülke tabulaturlarından en önemli farkı, telleri gösteren çizgilerin bulunmayışıdır; telleri gösteren rakamlar ve perdeleri gösteren harfler satırsal olarak dizilir.

 

Tellerin düzenişi ya öteki ülkelerde olduğu gibi Sol3-Do4-Fa4-La4-Re5-Sol5 ya da bir büyük ikili yukardan La3-Re4-Sol4-Si4-Mi5-La5'tir. Ancak Alman lavtası özellikle ilk zamanlar 5 telli idi, dolayısıyla 5 telli lavtalarda Sol3 teli bulunmaz, en kalın tel Do4'ten başlardı. Bu nedenle Alm. L. tabulaturlarında Sol3 teli ve bu tel üzerindeki perdelerin gösterilişi, öteki tel ve perdelerin gösterilişinden farklıdır.

 

Do4'ten Sol5'e kadar olan 5 tel 1, 2, 3, 4, 5 rakamlarıyla, lavtaya sonradan takılmış olan Sol3 teli ise ortasına çizgi konulmuş (artı imine benzer) 1 rakamıyla gösterilir. Sol3 teli üzerindeki perdeler başeşikten incelere doğru majüskül harflerle (1. perde A harfiyle, 2. perde B harfiyle, 3. perde C harfiyle ...) gösterilir. Öteki 5 telde ise bu sıralanış biçimi değiştirilir ve perdeler, minüskül harflerin aynı perde içinde yukarıdan aşağıya doğru sıralanmasıyla gösterilir. Buna göre a harfi 1. telin (Do4 telinin) 1. perdesini, b harfi 2. telin 1. perdesini, c harfi 3. telin 1. perdesini ... gösterir. Böylece her harf belirli bir telin belirli bir perdesini göstermiş olur. örneğin Fr. L. tabulaturunda b harfi her teldeki birinci perdeyi gösterdiği halde, Alm. L. tabu-laturunda yalnızca bir perdeyi (2. telin 1. perdesini) gösterir.

 

Bu tabulaturda her harf belirli bir telin belirli bir perdesini gösterdiği için telleri çizgilerle göstermeye gerek kalmamıştır. Ancak bu yazım üstünlüğü, her harfin yerinin ayrı ayrı ezberlenmesini gerektirdiğinden Almanların çoğu bu tabulatur yerine Fr. L. tabulaturunu kullanmışlardır.

 

Minüskül harflerin aynı perde içinde yukarıdan aşağıya doğru sıralanması ve her perde için ayrı bir harf kullanılması, sınırlı sayıdaki alfabe harflerinin ilk 5 perde sonunda tükenmelerine neden olduğundan 6. ve daha sonraki perdeleri gösterebilmek için minüskül harfler aynı yöntemle yeniden sıralanır. Ancak bu kez (daha öncekilerle karıştırılmasını önlemek için) üzerlerine çizgi konulur ya da çift olarak yazılır. (Şekil 41).



 

 

 

Aynı anda çalınacak seslere ilişkin rakam ya da harfler üst üste yazılır. Bu nederle Alm. L. tabulaturları tek tek satırlar halinde değil, aynı anda okunacak satır grupları halinde yazılır ve her grup içindeki satır sayısı (aynı anda çalınacak seslerin sayısına bağlı olarak) l'den 4'e kadar değişir. Rakam ya da harflerin üst üste yazılışı konusunda izlenen sıra işitseldir, yani kalın sesleri gösteren harf ya da rakamlar alta, ince sesleri gösterenler ise üste yazılır.

 

Ses süreleri aynen İtal, ya da Fr, L. tabulaturlarında olduğu gibi (gözsüz) nota kuyruklarıyla gösterilir. Çengelli kuyruklar tek tek yazılabileceği gibi atkı ile birleştirilerek de yazılabilir.

 

Süre göstergelerini ardışık her ses yeniden veren Alm. L. tabulaturları çoğunluktaysa da, aynı süredeki seslerin yalnızca ilki için süre belirtip, ikincisi, üçüncüsü... için yeniden belirtmeyen örnekler de vardır.

 

Süre göstergeleri aynı anda çalınacak seslerin en kısa olanına göre verilir. Bir başka deyişle aynı anda çalınacak seslerin yalnızca başlangıçları gösterilmez.

İtal., İsp. ve Fr. L. tabulaturların da da görülen bu özellik, çevriyazıda aynen yansıtılabileceği gibi, seslerin devamını kontrapuntal yorumla belirtmeye çalışmak da mümkündür ki çevriyazıda genellikle bu ikinci yöntem uygulanır, örneğin aşağıdaki tabulaturun altında iki ayrı çevriyazı verilmiştir; üstteki çevriyazıda tabulaturdaki yazım biçimi aynen yansıtılmış, alttakinde ise ses süreleri ve parti ilerleyişleri kontrapuntal yorumla tamamlanmıştır (Şekil 42, 43, 44).


Şekil 42



Şekil 43



Şekil 44


 

 

En yaygın tabulatur türleri olan Ital., Isp., Fr ve Alm. L. tabulaturlarından başka, perdeleri Fr. L. tabulaturlarında olduğu gibi harflerle gösteren Polonya lavta tabulaturu ya da Fransız lavta virtüözü Denis Gaultier' in (1603 ya da 1597-1672) tellerin düzenişini La3-Re4-Fa4-La4-Re5-Fa5 olarak değiştirmesi sonucu ortaya çıkan yeni Fr. L. tabulaturu gibi farklı tabulaturlar da vardır ve her bir türün yazım özellikleri lavtaya sonradan takılan tellerin sayısına ya da evrelere göre değişebilmektedir.

 

Kullanımı lavta tabulaturları kadar yaygın olmamakla birlikte Avrupa'da kullanılmış bir başka tabulatur ise L. tabulaturlarını andıran gitar tabulaturlarıyla, bugünkü klavye partiturlarının temelini oluşturan org tabulaturlarıydı. Sesleri notalar, harfler ya da rakamlardan yararlanarak gösteren org tabulaturlarının da (aynen L. tabulaturlarında olduğu gibi) ülkelere ya da evrelere göre değişen farklı türleri vardı.

 

 

Eski Alm. O. tabulaturu (15.-16. yy.) 6 ya da 8 çizgi üzerine yazılmış (çizgilerde açkı kullanılıyordu) mensural notalarla, bu çizgilerin altına yazılan ve ayak pedallarıyla çalınacak sesleri gösteren C, D, G gibi harflerden yararlanırdı: (Şekil 45).


Şekil 45


 

Yeni Alm. O. tabulaturunda ise (16,-18. yy) tüm sesler harflerle gösterildi. Her bir harfin gösterdiği tuş şöyleydi: (Şekil 46 47).


 

Şekil 46



Şekil 47


 

 

İsp. O tabulaturu sesleri göstermede rakamlardan yararlanıyordu. Sağ elle çalınacak seslerin üstteki, sol elle çalınacak seslerinse alttaki çizgi üzerinde gösterildiği bu tabulaturda fa4'ten Mi5'e kadar olan 7 ses 1'den 7'ye kadar olan rakamlarla, bu seslerin üst oktavları aynı rakamların noktalı yazılmışlarıyla, alt oktavları ise aynı rakamların çentikli yazılmış biçimleriyle gösteriliyordu. Buna göre örneğin 3 rakamı La4 sesini, noktalı yazılmış 3 rakamı La5 sesini, bir ucuna küçük bir çentik yapılmış 3 rakamı ise La3 sesini gösteriyordu. Süreleri belirtme konusunda yer yer notalardan da yararlanılmakla birlikte belirleyici öğe rakamlar arasındaki mesafeler ve bunların ölçüler içindeki konumlarıydı: (Şekil 48, 49).


Şekil 48



Şekil 49


 

 

İtal., İng. ve Fr. Org tabulaturları ise (bugünkü piyano partiturlarında olduğu gibi) çift dizek üzerinde yazılıyordu. Ancak dizek çizgilerinin sayısı İngilizlerde altışar, Fransızlarda beşer, İtalyanlarda ise değişkendi; alt dizekteki çizgi sayısı 6 ila 8, üst dizekteki çizgi sayısı ise 5 ila 6 arasında değişiyordu.

 

17. yüzyılın sonuna kadar tüm Avrupa'da büyük bir yaygınlıkla kullanılmış olan tabulaturlar, vokal ya da çalgısal ayrımı yapılmaksızın tüm partilerin bugünkü nota yazısıyla yazılmaya başlandığı 18. yüzyıl başlarından   itibaren   kullanımdan   düşüp tarihsel müzik yazıları haline gelmişse de, çalgı   partilerinin çalınışını tabulaturlarla gösterme geleneği özellikle Gitar, Zither, Akkordeon ve Ukulele gibi   halk  çalgılarında —bir  "kendi kendine öğrenim yöntemi" olarak — bugün de yer yer sürdürülmektedir, Ör: Flamenko Gitar Metodları...

 

 

 

 

III-TÜRK MÜZİK YAZILARI

 

 


 

Anasayfa       Güncel Yazılar       Biyografi      Bilimsel çalışmaları      Beste çalışmaları      EGAİ     Müzik Yazıları      İletişim